Mademoiselle G.

Şu fotoğrafı paylaşacakken aklım yine Adnan Binyazar’ın “Kitaplar, kalemler aldım, hiçbirine doyamadım.” yakınmasına gitti. Kitaba, kaleme doyulur mu bilmem ama, umarım onun yaşına geldiğim(iz)de böyle hissediyor olmayız. Bir de, bugün günümün çoğunu Neruda’yla geçirdim. Hilmi Yavuz çevirisiyle Nokta şiiri sizin için: 
“Acılardan daha büyük bir yer yoktur
Bir tek evren var, o da kanayan bir evren”

Şu fotoğrafı paylaşacakken aklım yine Adnan Binyazar’ın “Kitaplar, kalemler aldım, hiçbirine doyamadım.” yakınmasına gitti. Kitaba, kaleme doyulur mu bilmem ama, umarım onun yaşına geldiğim(iz)de böyle hissediyor olmayız. Bir de, bugün günümün çoğunu Neruda’yla geçirdim. Hilmi Yavuz çevirisiyle Nokta şiiri sizin için:
“Acılardan daha büyük bir yer yoktur
Bir tek evren var, o da kanayan bir evren”

1 gün önce / 27 not /
-Yavaş yavaş ölmek derken ne demek istiyorsun, somut bir örnek verebilir misin?
-Şey, sözgelimi… Karanlık bir yere tek başına kapatılmak, yemeden içmeden, yavaş yavaş ölmek, anlıyor musun?
-Gerçekten de korkunç bir şey olmalı, böyle ölmek istemezdim hiç. 
-Ama ben, bana öyle geliyor ki, yaşam bu işte. Belki de hepimiz bir yerlere tek başımıza kapatılmışız ve yavaş yavaş ölüyoruz. 
[Haruki Murakami]

-Yavaş yavaş ölmek derken ne demek istiyorsun, somut bir örnek verebilir misin?
-Şey, sözgelimi… Karanlık bir yere tek başına kapatılmak, yemeden içmeden, yavaş yavaş ölmek, anlıyor musun?
-Gerçekten de korkunç bir şey olmalı, böyle ölmek istemezdim hiç.
-Ama ben, bana öyle geliyor ki, yaşam bu işte. Belki de hepimiz bir yerlere tek başımıza kapatılmışız ve yavaş yavaş ölüyoruz.
[Haruki Murakami]

2 gün önce / 26 not /
"Silence, I discover, is something you can actually hear." Haruki Murakami

"Silence, I discover, is something you can actually hear." Haruki Murakami

4 gün önce / 182 not /
Enis Batur’dan ilhamla, görür müyüm bilmem ama, bundan otuz yıl sonrası için Özel Ansiklopedimi yazmaya başladım. Bir dolmakalemi mürekkeple, sonra da bir defteri kendimle doldurmak… Düşüncesi bile heyecan verici.
*
“Zemberekkuşu’nun Güncesi”, Murakami’nin büyülü gerçekçi romanlarından biri. Okunacak dünya kadar kitap varken niye gidip 700 sayfalık bir kitap seçtim yine bilmiyorum ☺️ genelde uzun kitapların ardından ince kitaplarla zihnimi dinlendirmeyi tercih ederim aslında ama bu defa böyle oldu 😁 herkese iyi okumalar!

Enis Batur’dan ilhamla, görür müyüm bilmem ama, bundan otuz yıl sonrası için Özel Ansiklopedimi yazmaya başladım. Bir dolmakalemi mürekkeple, sonra da bir defteri kendimle doldurmak… Düşüncesi bile heyecan verici.
*
“Zemberekkuşu’nun Güncesi”, Murakami’nin büyülü gerçekçi romanlarından biri. Okunacak dünya kadar kitap varken niye gidip 700 sayfalık bir kitap seçtim yine bilmiyorum ☺️ genelde uzun kitapların ardından ince kitaplarla zihnimi dinlendirmeyi tercih ederim aslında ama bu defa böyle oldu 😁 herkese iyi okumalar!

5 gün önce / 27 not /
Ben yaşamayı biraz da “Hayata ayak uydurmamızın tek yolu, kendi kendimizle uyumsuz olmak.” diyen cânım yazarımdan öğrendim.

Ben yaşamayı biraz da “Hayata ayak uydurmamızın tek yolu, kendi kendimizle uyumsuz olmak.” diyen cânım yazarımdan öğrendim.

2 hafta önce / 19 not /
Mario Vargas Llosa ile Flann O’Brian’ı ihmal etmeyelim.

Mario Vargas Llosa ile Flann O’Brian’ı ihmal etmeyelim.

2 hafta önce / 16 not /
Seksek uzun bir yolculuk olacağa benziyor. Bu yüzden arada Pessoa okumaya, dergilerin içinde oradan oraya sürüklenmeye devam 🙊👀

Seksek uzun bir yolculuk olacağa benziyor. Bu yüzden arada Pessoa okumaya, dergilerin içinde oradan oraya sürüklenmeye devam 🙊👀

3 hafta önce / 9 not /
"Libraries are not made; they grow." Augustine Birrell

"Libraries are not made; they grow." Augustine Birrell

3 hafta önce / 167 not /

Pessoa benim kalbimdir!

"Ölürcesine okuyorum. Ve klasiklerin, sakinlerin, acı çekseler bile bunu asla söylemeyenlerin, bana kendimi kutsal bir yolcu gibi hissettirenlerin dünyasında - işte onların dünyasında kendimi kutsanmış bir hacı, amaçsız dünyanın nedensiz seyircisi, çekip giderken, hüznünün son sadakasını son dilenciye veren Büyük Sürgün Prensi gibi hissediyorum."

4 hafta önce / 18 not /
Elimdeki henüz yayımlanmamış kitabı okumayı bitirdiğimde sıra, nihayet, sabırsızlıkla beklediğim Cortazar’a gelecek. Evet çevirinin çevirisi, evet 645 sayfa ama hiçbirinin caydırıcılığı yok ☺️ ustaların ustası Jorge Luis Borges’in Cortazar’la ilgili söylediklerine gelince, büyük yazar diyor ki: “Kimse bir Cortazar metninin olay örgüsünü anlatamaz; onun her metni belirli sözcüklerin belirli bir düzende bir araya gelmesinden oluşur. Bunları özetlemeye kalkıştığımızda, nadide bir şeyin kaybolduğunu fark ederiz.”

Elimdeki henüz yayımlanmamış kitabı okumayı bitirdiğimde sıra, nihayet, sabırsızlıkla beklediğim Cortazar’a gelecek. Evet çevirinin çevirisi, evet 645 sayfa ama hiçbirinin caydırıcılığı yok ☺️ ustaların ustası Jorge Luis Borges’in Cortazar’la ilgili söylediklerine gelince, büyük yazar diyor ki: “Kimse bir Cortazar metninin olay örgüsünü anlatamaz; onun her metni belirli sözcüklerin belirli bir düzende bir araya gelmesinden oluşur. Bunları özetlemeye kalkıştığımızda, nadide bir şeyin kaybolduğunu fark ederiz.”

4 hafta önce / 21 not /
"Aydınlanmış bir yüz ifadesiyle ufka bakmayı bırakın. İnsanların yüzüne bakın." Carlos Fuentes

"Aydınlanmış bir yüz ifadesiyle ufka bakmayı bırakın. İnsanların yüzüne bakın." Carlos Fuentes

1 ay önce / 16 not /
72.80’lik fiyatını duyunca dedim ki, neyine senin Murakami okumak! 😒

72.80’lik fiyatını duyunca dedim ki, neyine senin Murakami okumak! 😒

1 ay önce / 101 not /
Pessoa benim yerime de söyleyecek olursa: “Böyle durumlarda, kendime karşı nasıl canımı koruyabildiğimi, bu insanların arasında, onlara tıpatıp benzeyerek, yapılarındaki hayalî pisliklere gerçekten uyum sağlayarak burada kalmak gibi bir alçaklığı nasıl yapabildiğimi soruyorum kendime.”

Pessoa benim yerime de söyleyecek olursa: “Böyle durumlarda, kendime karşı nasıl canımı koruyabildiğimi, bu insanların arasında, onlara tıpatıp benzeyerek, yapılarındaki hayalî pisliklere gerçekten uyum sağlayarak burada kalmak gibi bir alçaklığı nasıl yapabildiğimi soruyorum kendime.”

1 ay önce / 193 not /
Cem Kalender’le tanıştığımızda, onun kitaplarını bu kadar çok seveceğimi hiç tahmin etmezdim. İlk kitabı Klan’ı okurken zekasına, bilgisine, dille oynayışına hayran olmamam imkansızdı. Sonra son romanı Kayıp Gergedanlar’ı okudum. Dili olanca sadeliğiyle kullanıp, okurunu karanlık bir dünyada paramparça edene kadar hırpalıyordu. Kitap bittiğinde duygusal olarak ben de bitmiştim. En sonunda da sıra, ikinci romanı “Zamanın Unutkan Koynunda”ya geldi. Kalender yazmış olmasa ilk bölümün sonunu görmeden bırakabilirdim. Ama neyse ki böyle bir şey olmadı. Sakin, hatta biraz sıkıcı ilerleyen romanın sonunda Kalender yine edebiyattaki ustalığını gösterdi. Umarım dördüncü romanı için çok beklememiz gerekmez. Gerekmez değil mi Kalender?

Cem Kalender’le tanıştığımızda, onun kitaplarını bu kadar çok seveceğimi hiç tahmin etmezdim. İlk kitabı Klan’ı okurken zekasına, bilgisine, dille oynayışına hayran olmamam imkansızdı. Sonra son romanı Kayıp Gergedanlar’ı okudum. Dili olanca sadeliğiyle kullanıp, okurunu karanlık bir dünyada paramparça edene kadar hırpalıyordu. Kitap bittiğinde duygusal olarak ben de bitmiştim. En sonunda da sıra, ikinci romanı “Zamanın Unutkan Koynunda”ya geldi. Kalender yazmış olmasa ilk bölümün sonunu görmeden bırakabilirdim. Ama neyse ki böyle bir şey olmadı. Sakin, hatta biraz sıkıcı ilerleyen romanın sonunda Kalender yine edebiyattaki ustalığını gösterdi. Umarım dördüncü romanı için çok beklememiz gerekmez. Gerekmez değil mi Kalender?

1 ay önce / 22 not /
Jerzy Kosinski’nin Boyalı Kuş’una sahafta rastlayınca çok sevinmiştim. ikinci dünya savaşında geçen bu kitabı çok merak ediyordum ama içindeki şiddet öylesine yoğundu ki, kitabı bitiremedim. Savaş zamanlarında ya da değil, hiçbir şiddeti duymaya, görmeye tahammül edemiyorum. Evet, dünyanın nasıl bir yer olduğunu çok iyi biliyorum, bu yüzden kötülüğe de şaşırmıyorum ama bunu izlemek, bu görüntülerin bilinçaltımda normalleşmesine göz yummak… İşte buna hayır… İşte kendimi çılgınlar gibi korumaya çalıştığım şeylerden biri de bu.

Jerzy Kosinski’nin Boyalı Kuş’una sahafta rastlayınca çok sevinmiştim. ikinci dünya savaşında geçen bu kitabı çok merak ediyordum ama içindeki şiddet öylesine yoğundu ki, kitabı bitiremedim. Savaş zamanlarında ya da değil, hiçbir şiddeti duymaya, görmeye tahammül edemiyorum. Evet, dünyanın nasıl bir yer olduğunu çok iyi biliyorum, bu yüzden kötülüğe de şaşırmıyorum ama bunu izlemek, bu görüntülerin bilinçaltımda normalleşmesine göz yummak… İşte buna hayır… İşte kendimi çılgınlar gibi korumaya çalıştığım şeylerden biri de bu.

1 ay önce / 21 not /
 
Next »

Page 1 of 69
Theme by maggie. Runs on Tumblr.